Köşe yazarının sorumluluğu: yanılma hakkı ve düzeltme borcu
Yorum yazmak, kesin konuşma zorunluluğu değildir. Bir yazarın kalıcılığını belirleyen şey haklı çıktığı tahminler değil, yanıldığında ne yaptığıdır.
Yorum yazarlığı, bilgi ile kanaat arasındaki dar bir şeritte yürümektir. Şeridin bir tarafında haber vardır: doğrulanabilir, sınırlı, kişisel olmayan. Diğer tarafında propaganda: sonucu baştan belli, delili sonradan seçilmiş.
Aradaki şeridi ayakta tutan tek şey usuldür.
Kesinlik tuzağı
Yorumun ilgi görmesi ile isabetli olması farklı şeyler. Kesin cümleler daha çok paylaşılır, daha çok alıntılanır, daha çok tartışılır. Bu nedenle yazar üzerinde sürekli bir kesinlik baskısı vardır.
Oysa kamusal meselelerin çoğu olasılıklıdır. "Muhtemelen", "koşullar değişmezse", "şu varsayım geçerliyse" ifadeleri zayıflık işareti değil; dürüstlük işaretidir.
Yanılma hakkı
Bir yorumcunun yanılma hakkı vardır; çünkü gelecek hakkında konuşur. Ancak bu hak, iki şartla birlikte gelir:
- Tahminin dayandığı varsayımlar baştan açıkça yazılmalıdır.
- Sonuç farklı çıktığında, hangi varsayımın tutmadığı yine açıkça yazılmalıdır.
İkinci şart yerine getirilmediğinde birinci şart da anlamını yitirir.
Yanıldığını yazmayan bir yazar, haklı çıktığında da inandırıcı değildir. Çünkü okur, hangi ölçütle değerlendirildiğini bilemez.
Kaynak ve mesafe
Yorumculuk, kaynağa yakınlık sayesinde bilgiye erişmeyi gerektirir. Aynı yakınlık, bağımsızlığı aşındıran şeydir. Bu gerilimin sihirli bir çözümü yok; sadece şeffaf bir yönetimi var:
- Bilginin nereden geldiği, kaynağı yakmadan da tarif edilebilir.
- Çıkar ilişkisi doğuran her bağ, ilgili yazıda açıkça belirtilmelidir.
- Erişimi kaybetmemek için yazılmayan cümle, zaten yazılmaması gereken cümle değildir; erişimin bedeli olarak kaydedilmelidir.
Televizyon programlarının özel durumu
Canlı yayın, yazının sunduğu düşünme süresini ortadan kaldırır. Bu nedenle ekranda söylenen cümlelerin standardı yazıdakinden farklı olamaz; ama hazırlık standardı daha yüksek olmalıdır. Ekrana çıkmadan önce hangi konuda hangi çerçeveyle konuşulacağını netleştirmek, spontanlığı öldürmez; savrulmayı engeller.
Yorum, okurun düşünmesinin yerine geçmeye çalıştığında değersizleşir. İyi bir yazı, okuru bir sonuca ikna etmekten çok, sonuca nasıl varıldığını görünür kılar. Geriye kalan, okurun kendi kararıdır.
İlgili Yazılar
- Uluslararası İlişkiler
Türkiye–İsrail Rekabeti Askeri Çatışmaya mı Dönüşüyor?
Netanyahu'nun 19 Ağustos'ta kullandığı sert dil sıradan bir polemik değil; Türkiye ile İsrail'in güvenlik alanları artık Suriye'de doğrudan temas ediyor. Ebu Zuhur saldırısının ardındaki asıl soru, Suriye'nin gelecekteki güvenlik mimarisi ve yanlış hesaplamanın doğurabileceği çatışma riski.
- Ekonomi
Enflasyonla mücadelede asıl mesele güven
Dezenflasyon programlarının kaderini faiz kararlarından çok, kararların ne kadar öngörülebilir olduğu belirliyor. Güven, para politikasının en ucuz aracı; kaybedildiğinde ise en pahalısı.
- Uluslararası İlişkiler
Bölgesel denge yeniden kuruluyor: üç eksen, tek belirsizlik
Bölgesel düzen tek bir kırılmayla değil, üst üste binen üç eksenin yavaş yer değiştirmesiyle yeniden şekilleniyor. Bu, dış politikanın gündemini önümüzdeki on yıl boyunca belirleyecek.