İçeriğe geç
Oktay Yılmaz
Analiz

Veri, anlatı ve kamuoyu: rakamlar neden ikna etmiyor?

Kamuoyu tartışmalarında veri giderek daha çok kullanılıyor, ama giderek daha az ikna ediyor. Sorun verinin kendisinde değil, verinin hangi anlatının içine yerleştirildiğinde.

Oktay Yılmaz1 dk okuma
Kesişen eğriler ve nokta ızgarasından oluşan soyut veri görseli
Kesişen eğriler ve nokta ızgarasından oluşan soyut veri görseli

Kamusal tartışmalarda elimizde her zamankinden fazla veri var. Buna rağmen tartışmaların uzlaşmayla sonuçlanma ihtimali artmış görünmüyor. Bu çelişki, veri okuryazarlığı eksikliğiyle açıklanıyor genellikle. Açıklama eksik.

Rakam tek başına bir iddia değildir

Bir rakam, ancak bir soruya cevap verdiğinde anlam kazanır. Aynı veri seti, farklı sorulara farklı cevaplar verir:

  • "Geçen yıla göre ne oldu?" ile "on yıllık ortalamaya göre ne oldu?" farklı hikâyeler anlatır.
  • Ortalama ile medyan, gelir dağılımı tartışmalarında birbirinin zıddı izlenim bırakabilir.
  • Seviyeler ile değişim oranları, aynı gerçeğin iki farklı yüzüdür.

Dolayısıyla veri tartışması, çoğu zaman gizli bir soru seçimi tartışmasıdır.

Anlatı, veriyi taşıyan kaptır

İnsanlar rakamları hatırlamaz; rakamların yerleştiği hikâyeyi hatırlar. Bu, kamuoyunun irrasyonel olduğu anlamına gelmez. Aksine, sınırlı zamanla karar veren herkes için makul bir kısayoldur.

Bu yüzden veriyi savunmanın en etkili yolu, daha çok veri sunmak değil; verinin dayandığı soruyu görünür kılmaktır.

Bir tabloyu tartışmaya açmadan önce, o tablonun hangi soruya cevap verdiğini söylemek gerekir. Aksi hâlde tartışma tabloyu değil, tarafların önyargısını sınar.

Analistin üç sorumluluğu

  1. Yöntemi açık etmek. Hangi kaynak, hangi dönem, hangi tanım.
  2. Belirsizliği saklamamak. Tahminin hata payı, tahminin kendisi kadar bilgilendiricidir.
  3. Sonucu abartmamak. Güçlü korelasyon, nedensellik iddiası için yeterli değildir.

Bu üç maddeye uymak, analizi daha az çarpıcı ama daha uzun ömürlü kılar.

Kamuoyu neye bakıyor?

Kamuoyunun bir iddiayı değerlendirirken kullandığı ölçüt çoğunlukla verinin niteliği değil, iddia sahibinin geçmiş sicilidir. Bu, akademik açıdan tatmin edici olmayabilir; ama pratikte rasyoneldir: sıradan bir okuyucunun her tabloyu denetleyecek zamanı yoktur, sicili takip etmek ise mümkündür.

Bu nedenle analiz yapan herkesin uzun vadeli sermayesi, tek tek analizlerin isabetinden çok, hatalı çıktığında ne yaptığıdır.

Sonuç

Veri, tartışmayı bitiren bir hakem değil; tartışmayı disipline eden bir çerçevedir. Rakamların ikna gücü, sunulduğu anlatının dürüstlüğü kadardır.

Paylaş

İlgili Yazılar